Beklenen Osmanlı Nasıl Gelecek? - Harun Yahya

24/10/2009 - GELECEĞİN YILDIZI TÜRKİYE

Çay TV, 23 Temmuz 2008


Adnan Oktar

Adnan Oktar: Herkes samimi olarak inansın gerçekten Türkiye iyiye gidiyor ve gerçekten süper devlet olacağız. Türkiye hiç tarihte olmadığı derecede büyük bir devlet olacak. Türk İslam Aleminin lideri olacak inşaAllah. Bu tarihi misyonun başlangıç aşamalarındayız. Ve bütün dünyayı, anarşiden, terörden sıkıntıdan azaptan, her türlü acıdan kurtaracak bir milletir Türk milleti. Gerçekten çok asil efendi, böyle çileyle, acıyla yoğrulmuş bir millettir ve dünyayı yönetmeye dünyaya faydalı olmaya yönelik bir ruhu vardır. Allah o görevi bu millete vermiş görünüyor inşaAllah. Çok yakın zamanda bunu göreceğiz inşaAllah.

Azerbaycan Novoye Vremya, 6 Ekim 2008

Adnan Oktar

Muhabir: Dünyada yaşanan global kriz hakkında ne söylersiniz?

Adnan Oktar: TÜRKİYE’YE HİÇBİR ŞEY OLMAZ. Türk İslam ülkelerine hiçbir şey olmaz. Orada bir bereket ve bolluk olacaktır. Bundan sonra bereket bolluk çağı olacak İnşaAllah. Biz altın çağa giriyoruz Allah’ın izniyle. Türk ülkeleri bundan sonra mutlu olacak, sevinçli olacak, ferahlık içinde olacaklardır. Bu krizlerde geçici olan şeyler, bunlar bizi etkilemez, ama biz tabi Amerika'nın da krize girmesini istemeyiz, Hıristiyanların zor durumda kalmasını istemeyiz. O konuda da elimizden gelen çabayı gösteririz İnşaAllah.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

26/5/2009 - ŞEYH NAZIM KIBRISİ İLE ADNAN OKTAR'IN 1987 YILINDA BİR SOHB

 










ŞEYH NAZIM KIBRISİ HAZRETLERİNİN ADNAN OKTAR İLE 1987 YILINDA YAPTIKLARI BİR RÖPORTAJINDAN

Şeyh Nazım:
Cenab-ı Hak, Efendim, size Yusuf aleyhisselamın makamını versin, salahiyetini de versin diyorum.
..Siz bu beyi tanıdınız mı?

Bayan: Evet,

Şeyh Nazım: Kimdir?

Bayan: Adnan hoca değil mi oradaki? Resminden tanıdım.

Adnan Oktar: Sağolun

Şeyh Nazım: Hem o rütbeyi hem salahiyeti versin diye ben dua ediyorum, Adnan bey kardeşimize de Cenab-ı Allah, namaz için Yusuf peygamberin tecellisini ona giydirmek üzere ona halvet emreylemiş ve onu ihmal ettiği kimi kafidir, şık giyerekten ona icazet vermiş,  ümit ederiz ki ileriye doğru Adnan bey'in yapacağı mükemmel hizmetler vardır. Velayet  sırrı ile, zahiri de başka da, Velayet sırrı ile yapacağı ve yapmakta olduğu hizmet de vardır. Tebrik ederiz. Kendisi sabırlılardan yazılmıştır. Sabırlıların bir ötesi, efendim, razılardan da yazılmış razılık da verildi ona, kendisine, efendim, ben kendime göre bir düşünüyorum, bakıyorum benim tahammül edebileceğim gibi değildi o, o maşaAllah gençti zamanında, o hizmeti tekmil etmiş, arada askerlik hizmeti gibi, velayet erbabına böyle iftiralar geliyor, size zarar vermemiştir o. 

Adnan Oktar: Allah razı olsun hocam, duanızla, himmetinizle inşaAllah

Şeyh Nazım: Estağfurullah, O da geçmiştir, şimdi sizin peygamber huzurunda, size bir rütbe giydirilmiştir, bu muharrem-ül şerifte hafzeten, zahir ve batında sizi tevhid edecek, hem manevi bir ruh, hem bir maneviyat giydirilmiş ve bir anlayış da, bir ilham da size açılmıştır, ki o ilham üzerine siz, kendinizi etraf ile meşgul etmeyin.  Siz Kur’an-ı Kerim’i okuduğunuz vakıtta, teemmül ile okuyunuz. Üzerinde düşüneceğiniz her ayeti kerime,her okumanızda gusül abdesti ile okuyun. Bu size olan hitaptır.

Adnan Oktar: İnşaAllah hocam

Şeyh Nazım: Bir defa okuyun, lakin gusül abdesti ile okuyun. Ve tenha bir makamda okuyun ve ayak üzeri okuyun, Kur’an-ı Kerim’i yüksekte tutun.

Adnan Oktar: Allah razı olsun

Şeyh Nazım: Böyle ayakta durduğunuzda okuyabilecek yükseklikte tutacaksınız.

Adnan Oktar: İnşaAllah

Şeyh Nazım: Ve O’nun huzurunda Sultan huzurunda durur gibi duracaksınız. Gusülle geleceksiniz oraya, iki rekat namazı kıldıktan sonra ayakta, üç kelime-i şahadet, yüz estağfirullahtan sonra destur alıp, Kur’an-ı Kerim’i siz tilavet edeceksiniz. İsterseniz, efendim, bir çeyrek tilavet edin, isterseniz yarım saat, isterseniz sizin kalbinizdeki ilhama göre okuyacaksınız... ve ondan sonra kalbinize verilecek ilhamı göreceksiniz.. Çünkü size bu yapmış olduğunuz halvetin neticesinde size bir ikram olarak bir şerik bağlanmıştır kalbe, ilhamla bağlanmıştır. Ve siz beni buraya kapattılar, kapatanlara.beni muhakeme eylediler, muhakeme edenlere...beni suçladılar, suçlayanlara diyerekten kötü bir temenni olmayacak.

Adnan Oktar: İnşaAllah

Şeyh Nazım: Onlara muğber olmak ister insanın nefsi, reddedeceksiniz.

Adnan Oktar: İnşaAllah Hocam.

Şeyh Nazım: Ve siz bu minval üzerine, size mükellefiyet vardır şimdi, yanınıza kimse almadan,o hücrenizde yüksek sehpa gibi yerde Kur’an-ı Kerim’i, böyle sultan huzurunda duruyor gibi okuyacaksınız, isterseniz bir hizip, isterseniz iki, isterseniz üç, isterseniz tekmil bir cüz okuyun. Ondan sonra size bir varidat vardır, manevi varidat verilecektir size mükafat olarak. Ki o ilhamdır, o ilham geldiği vakıtta o ilhamı kaybetmeyeceksiniz, o kıratı bitirdikten sonra diz üstüne oturunuz mecliste, elinizde kalem kağıt, efendim, kalbinize doğacak olanı zapt edin, o inkişaf edecektir ve genişleyecektir, darlanmayacak, artacaktır, eksilmeyecektir, o surette siz Kur’an-ı Kerim hakkında yeni bir görüş, yeni bir anlayışla bilhassa o gençlere çok bir hizmet yapacaksınız. Velayet sırrı olduğu için size ben bunu söylemeye memurum bugünkü günde, efenim, sizin vilayetiniz vardı, yani evliyaullah’tan olduğunuz için, lakin şimdi o böyle tomurcuk gül olur, daha ne rengi belli, ne şekli belli, ne kokusu bellidir, o açıldığı vakıtında belli olur. Şimdi Adnan Bey’in halide o kapalıdır. 24 saat zarfında bir defa bir veliullah, bir defa bir veliullah, bir defa bir veliullah, üç evliyadan rızaat çıktı, onun kalbine nazar ettiler, O gerek mahpusta, gerek bu hastanede bulunduğu vakıtta. Öyle nazar etmese o bu halde çıkamazdı. O, efendim, zindanın sıkıntısı onu bozardı, bozmadı, bozulmaya bırakmadılar ve şimdiki imanı ve mertebesi bu halvethaneye girmezden önceki halinden çok fazla farklıdır.


www.AdnanOktarkitaplari.com

www.AdnanOktar-books.com

www.AdnanOktareserleri.com

www.yazarAdnanOktar.com

www.Adnan-Oktar-kulliyati.com

www.AdnanOktarinvesileolduklari.com

www.AdnanOktarhayati.com

www.AdnanOktarsiteleri.com

www.AdnanOktarkulliyati.com

www.AdnanOktaretkileri.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

14/3/2009 - ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI -



www.AdnanOktarkitaplari.com

www.AdnanOktar-books.com

www.AdnanOktaretkileri.com

www.AdnanOktareserleri.com

www.yazarAdnanOktar.com

www.Adnan-Oktar-kulliyati.com

www.AdnanOktarinvesileolduklari.com

www.AdnanOktarhayati.com

www.AdnanOktarsiteleri.com

www.AdnanOktarkulliyati.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

2/3/2009 - SAYIN ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Oca


MUHABİR: İyi akşamlar Ekin Gündem programından herkese merhabalar. Hazırlamış olduğumuz Ekin Gündemin bu akşamki konuğu duruşuyla, yaptıklarıyla, yapamadıklarıyla, yazdıkları kitaplarla Türk ve dünya kamuoyuna mal olmuş ünlü Adnan Oktar Beyefendi. Efendim hoş geldiniz.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, teşekkür ederim, sizlerde hoş geldiniz.

MUHABİR: Nasılsınız efendim?

ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun, sizlerde iyisiniz?

MUHABİR: Çok teşekkür ederim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Bu soğuk kış gününde, bizi sıcak bir şekilde karşıladınız. Bunun için ayrıca çok teşekkür ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Allah razı olsun. Lütfettiniz.

MUHABİR: Bildiğiniz gibi siz kamuoyuna mal olmuş bir kişiliğe sahipsiniz. Böylesine  kamuoyunun sizin birinci ağızdan sizden öğrenmek istediği bazı konular var. Ben bu konulara da değineceğim. Ama öncelikle biz Muharrem ayı içerisinde olmamız hasebiyle Türkiye’de her zaman kaşınan bir Alevi-Sünni meselesi var. Bu mesele bazı çıkar gruplarını bilinçli yada bilinçsiz olarak her seferinde kaşınarak bir noktaya geliyor. Biz, Alevi kardeşlerimiz, Sünni kardeşlerimiz ne zaman birlikte beraberce hareket edebileceğiz. Bunun ayrışma sebepleri nelerdir sizce?

ADNAN OKTAR: Zaten birlikte ve beraberiz. Bunları söyleyen insanlarla hiç muhatap olmamak lazım. Aleviler Allah’ın Arslanları, çok sevdiğimiz canımız kardeşlerimiz. Çok cesur ve yiğittir aleviler. Sabırlıdırlar, güvenilirdirler bütün bizim milletimiz gibi. Böyle bir konu hiçbir şekilde olmamıştır ve olmazda. Kaale almamak gerekir, 3-5 kişinin ortaya çıkıp bir şeyler söylemesi önemli değildir. Bunlar zaten dinle İslam’la alakası olmayan insanlar. Aleviler, son derece dindar Allah’ı çok seven, Peygamberi seven ve Onun Al-i Beytine derin muhabbet duyan. Al-i Beyt aşığı, Hz. Ali aşığı di mi Hz. Hasan, Hz. Hüseyin aşığı.

MUHABİR: Kesinlikle.

ADNAN OKTAR: O coşkuyu yaşıyan, Mehdiye muhabbet duyan, gelişini hasretle bekleyen güzel insanlarımız, canımız kardeşlerimiz. Hiçbir sorun yok, o Türkiye’nin, İslam Aleminin bir güzelliğidir Alevi kardeşlerimiz. Hiçbir sorun yok, hiç kaale almayın,  inşaAllah.

MUHABİR: Kesinlikle. Bizde sizin fikirlerinize, düşüncelerinize katılıyoruz bu konuda. Ama ne yazık ki bu ikide bir kaşınıyor. Zaten sizin de malum aliniz bildiğiniz gibi Muharrem ayı yılbaşına rast geldi bu sene.

ADNAN OKTAR: Rast geldi.

MUHABİR: Rast geldi. Bu, bir önemi vardır herhalde, daha önce de Ramazan Bayramı gelmişti, daha önce Kurban Bayramı gelmişti.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah.

MUHABİR: Dolayısıyla bunun ayrı bir önemi var mı? Yani, yılbaşına bu ayların, bu günlerin, bu mübarek günlerin gelmesi?

ADNAN OKTAR: Her Muharrem çok önemlidir. Mehdi’nin zuhuru da Muharrem ayında  olacaktır inşaAllah. Muharrem çok mübarek ve çok önemli bir aydır. Mübarek Hz. Hüseyin’imizi de biliyorsunuz şehit ettikleri vakittir. Muharrem, tabii bütün Müslümanlarca değerli ve kutsaldır. Hepimiz için çok önemlidir. Benim aklıma Muharrem denince, o mübarek güzel kuzunun şehit edilmesi aklıma gelir, Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi aklıma gelir. O’nun çektiği çile, sıkıntı aklıma gelir, çektiği acılar aklıma gelir. Tabii ben de Al-i Beyt’ten olduğum için Seyit olduğum için çok seviyorum, her Müslüman kardeşimiz gibi, Müslüman olduğum için. Peygamberimizin güzel torunu olduğu için. Peygamberimize çok benziyordu o, biliyorsunuz. Çok nurlu ve efendiydi, çok asil ve çok terbiyeliydi. Allah işte o zalimlere, o alçaklara o imkanı verdi ama onu da bize şehit olarak nasip etti. Şehitler kervanına girdi, ne mutlu ona maşaAllah.

MUHABİR: Belki bizimde oradan çıkaracağımız bir sürü önemli şeyler vardır. İnşaAllah bunu da hep beraber çıkarırız.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah.

MUHABİR: Efendim biz, sizinle yaptığımız Ekin Televizyonu olarak ikinci programımız. Dolayısıyla daha önce sorduğumuz soruları tekrar sorarak vakit kaybetmekten ziyade size daha yeni, daha değişik sorular sormayı düşünüyoruz. Mesela siz halka mal olmuş bir kişisiniz, dünya kamuoyu tarafından tanınıyorsunuz. Çeşitli yerlerde kitaplarınız basıldı 300’ün üzerinde bir kitap sayınız var.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.

MUHABİR: Bunların büyük bir çoğunluğu yabancı dillere çevrildi. Yabancı yerlere  gönderildi. Masonlukla ilgili bir kitabınız var.

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Ben zaten sizin iki kitabınızdan sizi çok iyi hatırlıyorum. Bir, Darwin teorisine karşı çıkan kitaplarınız bir de Masonlarla ilgili kitaplarınız. Zaten sizi ön plana çıkaran iki kitaptan ikisi de buydu.

Şimdi böyle bir kişiliği halk birinci ağızdan tanımak istiyor. Adnan Oktar, kimdir, nereden gelmiştir, ne iş yapar, neyle geçinir, evli midir, bekar mıdır, evlenmediyse neden evlenmemiştir, evlendiyse nerede yaşıyordur? Bunları birinci ağızdan sizden duyarsak ne anlatırsınız Adnan Oktar deyince?

ADNAN OKTAR: Evet. Keremullahu veccah Hz. Ali, Allah’ın Arslanı’nın oğlu olan Hasan var biliyorsunuz, Hz. Hasan. Onun soyundan geliyoruz biz, inşaAllah. İlk ceddimiz Kafkasya’ya göç etmişler bu şiddet ve saldırıdan dolayı. Sonra da o Komünist ayaklanma süresinde Müslümanlara da baskı şiddetli olduğu için oradan da buraya Türkiye’ye geldiler inşaAllah. Biz de Bala’ya yerleştik, Bala’dan da Ankara’ya geldik inşaAllah. 1956 yılında, 2 Şubat’ta Ankara’da doğdum. İlk, orta, lise eğitimimin hepsini orada bitirdim. Ondan sonra oradan İstanbul’a 1979 yılında Akademiyi kazanınca, Allah kaderimizi öyle yazmış.Buraya geldik.  Bu güzel memlekete, bu güzel şehrimize geldik. 79’dan 83 yılına kadar, 83’te İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girdim.

MUHABİR: Evet efendim.

ADNAN OKTAR: Orada tabii, biraz gergin bir ortam vardı. Marksistler faaliyetler daha yoğundu daha gergindi, biliyorsunuz.

MUHABİR: Evet efendim hatırlıyorum.

ADNAN OKTAR: Pek okuma imkanım olmadı, bende kitap, dergi, CD çok da hayırlı oldu. Onlara ağırlık verdim. Geçim olarak işte ufak tefek şeyler yapıyorum, geçimimi karşılayacak kadar. Hem de bana çok danışır arkadaşlarım ticaretle ilgili olarak, onlara fikir veriyorum, düşüncelerimi dile getiriyorum. Çok da istifadeleri oluyor, ama  benim şahsi öyle çok da ciddi bir harcamam olmuyor. Ben nadir evden çıkarım, çıktığımda da biraz çarşı-pazar geziyorum. Esnafı görmek, onlarla biraz hasbihal etmek çok hoşuma gidiyor, onların gönüllerini alacak şeklide muhabbet etmek.

MUHABİR: Gönül dostusunuz yani.

ADNAN OKTAR: Evet. O şekilde göre dönüp evde yine kitap faaliyetlerimize devam ediyoruz.

MUHABİR: Evet, efendim yaşamınızı nasıl devam ettiriyorsunuz, evli misiniz, bekar mısınız, evlendiniz mi hiç?

ADNAN OKTAR: Bekarım, bekarım. Bekar’da kalacağız herhalde böyle bir süre daha.

MUHABİR: Evliliği düşünmüyor musunuz, düşünmüyorsanız neden düşünmüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Müslümanlar, benim milletim çok zor durumda. Ben bunu görüyorum, yani Filistin’de  kan akıyor, Türkiye’de PKK sorunu var. Bütün insanlarımız zor durumdular, yani ben böyle bir durumda bütün dikkatimi İslam’a, Kuran’a, İslama hizmete ayırmak istiyorum. Yani, aksini vicdanıma yediremiyorum, yapamıyorum öyle bir şey. Vicdanen kabul edemiyorum. Sanki benim her dakikamı her saniyemi böyle kullanmam gerekiyor gibi bir his var içimde. Çünkü, Allah’a çok şükür hakikaten yetenekliyim, Allah’ın vergisi. Güzel anlatabiliyorum, güzel izah edebiliyorum, güzel kitap yazabiliyorum, konuları güzel bağlayabiliyorum, Allah ilham ediyor, nasip ediyor. Böyle imkanlar varken evlilik benim için biraz zor. Çünkü çok vakit ayırmam gerekir. Ben çok vicdanlı bir insanım, o çocukları gezdirmem gerekir, hanımı gezdirmem lazım, onlara çok iyi bakmam lazım. Değil mi onlara çok ciddi vakit ayrılması gerekir. Kadınlar çiçek gibi.

MUHABİR : Ama şunu da tavsiye ediyorsunuz sizler ne kadar evlenmediyseniz de; evlenmeniz sizin yapacağınız bazı sosyal faaliyetleri etkileyeceğini düşünseniz de, gençlerin evlenmesini tavsiye ediyorsunuzdur. Çoluk çocuk yapmalarını tavsiye ediyorsunuzdur sanıyorum, Müslüman evladına.

ADNAN OKTAR: Biz tabii ümmetimizin çokluğuyla övüneceğiz.

MUHABİR: Evet.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz evlenin diyor, tabii ki evleneceğiz. Ama, böyle istisnai vakalarda ahir zamanda var, ruhsatta var, onunla ilgili bir hadis de var. Biz de ona uyuyoruz.

MUHABİR: Evet efendim, tabii yalan yanlış bilgilerle bu konuda insanlar bilgileneceğine, birinci ağızdan öğrenirse iyi olur diye ben bu soruyu yönelttim size. Efendim, bildiğiniz gibi Ortadoğu kaynıyor ve orada gerçekten çok büyük bir zulüm var. Orantısız bir güçle, teknolojinin son silah sistemiyle silahsız insanlara saldırılıyor. Askeri hedeflere saldırıyoruz diyorlar ama işte televizyonlardan, gazetelerden duyduğumuz, gördüğümüz haberler %30 - %40 nispetinde sivil kesim can veriyor orada. Bebekler can veriyor. Bu, İsrail’in yaptığı, Amerika’nın Ortadoğu projesiyle bağlantılı bir faaliyet mi? 

ADNAN OKTAR: İsrail, Amerika’daki dünya devleti’nin emrinde olan, onlardan çekinen bir sistem. Yani, ateistlerin hakim olduğu, ateist Siyonistlerin hakim olduğu bir sistem. İsrail kendi başına bu kararları almıyor. Amerika’nın, İngiltere’nin böyle birçok büyük ülkenin, Fransa’nın da içinde bulunduğu bir dünya hükümeti var. Yaklaşık 10 kişilik bir kadro bu. Bunların başında böyle Firavun tıynetli, Nemrut tıynetli bir adam her zaman bulunur. Fakat bu ahir zamanda olana biz, Deccal diyoruz. Benim gördüğüm Deccal zuhur etti, yani epey den beri görevde bu. 2000 yılından itibaren göreve başladı.

MUHABİR: Deccal ne yapar efendim, yani orayı kısaca isterseniz, Deccal dünyada ne iş yapar, ne yapar?

ADNAN OKTAR: Deccal, dünyada bütün dinleri yok etmeyi amaçlayan bir insan ve sistem. Ama, asıl olarak sistem; o sistemin başına geçen bir şahıs oluyor. Her zaman bir şahıs geçer. Ama bu sefer ki biraz daha azgın, daha gözü dönmüş, daha kararlı ve daha organize. Bu kan dökmeler, bu olaylar, bunlar devam eder. Bu, Masonluğun organize ettiği bir sistemdir. Masonluk, biliyorsunuz çok gizli, gizemli, karanlık bir örgütlenmedir. Bunlara bağlı birçok böyle yan karanlık örgütler vardır. Hatta Amerika’da aşağı yukarı birkaç milyon Mason olduğunu da biliyoruz. Fransa’da da öyledir, milyon hesabıyladır. Bu kişilerde böyle genellikle zavallıdır, ama asıl bunların üstünde ‘Bilge İnsanlar’ adı altında topluluk oluşturuyorlar. Bu, 10 kişinin altında bunların 300 kişilik daha büyük bir yapılanması var. Yani, bu devletlerin içerisinde önemli kilit noktada olan insanlardan oluyor. Bazen, büyük ünlü sanayicilerden, büyük sermayedarlardan oluşuyor. Böyle büyük bir yapılanma var, bunların emrini yerine getiriyorlar. Mesela orada bir, Filistin’de kan dökülmesi ve silah denenmesi gerekiyor ve yahut bazı silahların orada gücünü kontrol etmek istiyorlar. Ama asıl istedikleri Müslüman kanı dökülmesi ve Müslümanları dehşete düşürmek, kan dökmektir. Bu sistem, bir tek Müslümanlığa değil, Museviliğe de karşı Hıristiyanlığa da karşı. Yani, tamamını ortadan kaldırmak istiyorlar.

MUHABİR: Evet efendim, bu gerçekten çok korkunç bir şey. Şimdi Amerika’ya bakıyorsunuz, ABD iki tane vatandaşı öldürüldü diye bir ülkeye savaş açabiliyor. Ama, Irak’a giriyor, Irak’ta ki milyonlarca insanı yok edebiliyor. Bu Irak konusunda ben bir açılım yapmak istiyorum; Irak’ın işgal edilmesi, ahir zaman alametleriyle alakalı bir olay mıdır? Bunu kısaca bir geçersek, belki ilerde bir daha hatırlamayabilirim bu soruyu. Dinar’ın yok olması, Bağdat’ın parasının geçersiz sayılması, bu konuda ki düşünceleriniz nelerdir?

ADNAN OKTAR: Peygamber efendimiz (s.a.v.) o kadar detaylı anlatmış ki bu ahir zamanda olacak olayları. Filistin bölgesinde olacak olayları da anlatmış. Orada  kan döküleceği, Müslümanların kanının oluk gibi akacağı, böyle fitneler çıkacağını söylüyor Allah Resulü, bizlere anlatmış bunu. Fakat Müslümanları üzerinde durmadığı bir konu var. Bu konunun çözümünü Allah bizlere Kuran’da çok fazla ayetle göstertmiş. Müslüman’ların birlik olması lazım.

MUHABİR: Evet.

ADNAN OKTAR: Allah diyor ki, Şeytan’dan Allah’a sığınırım: ”Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte mücadele edenleri Allah sever” diyor. “Haklarına tecavüz edildiğinde el birlik karşı koyarlar” diyor. Peki, bu ayetler uygulanmazsa, ki çok fazla ayet var. Ve bunlar önemli görülmezse, bu belanın devam edeceğini de ve bu tip olayların devam edeceğini de Müslümanların kabul etmesi gerekir. Ve bu gittikçe tırmanarak gelişir. Bunun çözümü Türk İslam Birliği’dir ve Türk İslam Birliği düşüncesi içerisinde kilitlenmektir, Mehdi’yi beklemektir, Mehdi’nin zuhurunu istemektir, Mehdi’yi aramaktır. Mehdi’yi aramazsa insanlar, Mehdi’nin zuhurunu beklemezlerse, Mehdi aşkı olmazsa çünkü Mehdi müjdelenmiş, geleceği belirtiliyor, ama bana ne derse, eğer insanlar Allah’ı unutursa, Allah da o insanları unutur.

MUHABİR: Mehdi ne yapacak dünyada?

ADNAN OKTAR: Mehdi, bütün Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlayacak. Hıristiyanlara ve Musevilere de yapılan zulmü de ortadan kaldıracak. Çünkü bu sistem, yani dünya devleti, gizli dünya devleti, derin dünya devleti Musevilere ve Hıristiyanlara da karşı, gerçek dindar Hıristiyanların ezildiğinden insanların haberi yok. Yani, onları feci şekilde eziyorlar,  gerçek Musevileri perişan ediyorlar. Gerçek dindar Musevileri. Sefillik içerisinde, perişanlık içerisinde yaşıyor bu insanlar, bunlardan kimsenin haberi yok. Zannediyorlar ki orada Museviler yapıyor, Museviler yapmıyor. Bunlar zaten Allah’a dine inanmıyor bunu yapanlar. Ve İsrail hükümeti de dünya devletinin emrinde olan bir silahtır, bir güçtür. Onların bir kamçısı gibi bir şeydir.

MUHABİR: Kesinlikle

ADNAN OKTAR: Onun için Müslümanların Mehdi’yi araması, onun etrafında toparlanmaları, onun sevgi çemberi içerisinde, muhabbet çemberi içerisinde hareket etmeleri gerekir. Mehdiye biat da, Mehdiye bağlılık da, yani kalbi biatle olur, muhabbetle, sevgiyle bağlanmada, Allah özel güç ve kuvvet vereceğini belirtiyor. Müslümanların buna güvenmesi lazım, Allah’a güvenmeleri lazım, Allah çözümünü söylemiş. Hz. İsa’nın inişi ehemmiyetsiz görülürse, Mehdi’nin zuhuru ehemmiyetsiz görülürse, bunlar böyle devam eder. Bunların çok önemli görülmesi lazım.

MUHABİR: Kesinlikle. Şimdi efendim benim aslında şu anda Amerika’nın İsrail’deki şiddete bakış açısı, Almanya’nın bakış açısı, Fransa’nın bakış açısı beni çok fazla ilgilendirmiyor. Çünkü ben, onların biliyorum ki bakış açıları böyle. Ama Müslüman ülkelerin bakış açısı kanımı donduruyor. İşte, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, dört tane Müslüman ülkesine gitti dolaştı bu konuda ama bir netice çıkmadı. Doğru dürüst bir netice alamadı. Ve Müslüman ülkeler nedense bir araya gelemiyor. Sizin çok üzerinde durduğunuzu, hassasiyetle üzerinde durduğunuzu bildiğim bir konu. Türk İslam Birliği, ve diyorsunuz ki Türk İslam Birliği’nin liderliğini de Türkiye yapmalı.

ADNAN OKTAR: Tabii ki.

MUHABİR: Ve bu konuda ki düşüncelerinizi de biliyorum. Bu birliktelik sağlanabilir mi, yani İslam ülkeleri arasında böyle bir ayrışım varken orada bir zulüme duyarsız kalınırken bu birlik nasıl sağlanacak?

ADNAN OKTAR: Bu, daha yeni gündeme gelmeye başladı. Mesela ben, Filistin’le ilgili toplantılar yapıldığını görüyorum televizyonda. Mesela, ben büyük bir pankart bekliyorum, koskocaman bezden yapılmış bir pankart. “Çözüm Türk İslam Birliği, hemen birleşelim. Ne duruyoruz, hepimiz kardeşiz, niye birleşmiyoruz?” bu dua mahiyetinde olur. Onu yazmak Allah’a karşı bir duadır, Allah bu duayı kabul eder. Bu duanın yapılması lazım her yerde Türk İslam Birliği istenmesi lazım. “Yarabbi, bizim bu bölünmüşlüğümüzü kaldır, bizi birleştir, Hz. Mehdiyi bize buldur, Hz. İsa’yı nüzul ettir, bizleri birbirimizden ayırma” şeklinde dua etmeleri lazım. Ve bunu yazılarla da, pankartlarla da, sloganlarla da ifade edebilirler tabii legal olarak yapılan, hükümetten izin alınarak yapılan toplantıları kastediyorum, illegal toplantılar olmaz tabii. Bu yapıldığında bakın göreceksiniz, mucize meydana gelecek. Allah bütün İslam Alemini bir araya getirecektir. Yani, bunu “Olmaz, olmaz” dedirten şeytandır.

MUHABİR: Siz Türk İslam Birliği bir gün mutlaka zuhur edecek mi diyorsunuz? Yani, gerçekleşecek mi bu?

ADNAN OKTAR: İşin doğrusu bu 10 yıl içinde bu mutlaka olacak bunu söylüyeyim. Yani, isteseler de istemeseler de olacak bu. Yani, bu çektiğimiz videolar, yaptığımız bu  konuşmalar zaten bant olarak duruyor. Allah ömür verirse, 10 yıl sonra bakın beraber izleyelim aynısı olacak. Aynısı olacak.

MUHABİR: Beni çok heyecanlandırıyor, yani hakikaten Türk İslam Birliği’nin oluşmasını sağlamak çok heyecanlandırıyor beni. Ben, bu şeyinizden gerçekten çok heyecanlandım.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: En heyecanlandığım konuda bu. Çünkü bakıyorum işte Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Türkmenistan artık farklı farklı yörüngedeler. Bunlar kendi aralarında bile şu anda sıkıntı içerisindeler, anlaşamıyorlar.

ADNAN OKTAR: Daha yeni teklif etti Kazakistan, yine söylüyor Türkiye’yle birleşelim diyorlar. Azerbaycan yalvarıyor, Irak sürekli söylüyor, Suriye ısrarla talebi var. Yani, Beşir Esad’a şimdi söyleyin hemen kabul eder. Yani, Suriye gençliği tamamen bu kafada, bu düşüncedeler. Bunu reddeden kimse yok, bayram ederler. Ermenistan yalvarıyor, çok çok istiyorlar birleşmeyi.

MUHABİR: Hocam, bunlar çok önemli şeyler.

ADNAN OKTAR: Ama işte bunun gündeme gelmesi gerekiyor. Ben, mesela, ‘Kahrolsun İsrail’, yani bu slogan mı şimdi? Kahrolsun İsrail, İsrail’de Müslümanlar var, Hıristiyanlar var, dindar Museviler var. Toptan hepsine kahrolsun denir mi?

MUHABİR: Denmez.

ADNAN OKTAR: Bizim diyeceğimiz, ‘Yarabbi zalimler kahrolsun’ değil mi ‘Ateist Siyonistlerin yaptığı zulmü durdur Yarabbi; bu zulmü onlara çevir Yarabbi, onlara hidayet nasip et’ diyebiliriz. Ama ‘Kahrolsun İsrail’ olmaz. ‘Türk İslam Birliği’ni Yarabbi bir an önce meydana getir; hemen Türk İslam Birliğini oluştur, biz hazırız Yarabbi’ derse Müslümanlar bunun olduğunu görecekler. Israrla bu duayı yapsınlar ve bunun sloganlarını, pankartlarını ben her yerde göreyim. inşaAllah.

MUHABİR: Kesinlikle, bir de bu konu çok önemli. Çünkü, Türkiye’nin de gündeminde dünyanın da şu anda gündemine oturdu bu noktada. Önemli olduğu için ben bir konuya da değinmek istiyorum ve buradan çıkmak istiyorum. Geçenlerde bir televizyon kanalında açık oturumda, Filistin’in sanki bu zulmü hak ettiğini ima eder bir yapıda düşünür vardı. İşte toprağını sattı, onları oraya getirdi falan diye. Böyle Filistin, İsrail’in yerleşmesinde önceden bir öncü oldu mu yardımcı oldu mu onlara ki Filistin’in başına gelenlerin doğru olduğunu söylüyor?

ADNAN OKTAR: İsrail oraya zaten yerleşsin, İsrail’in biz orada olmasından rahatsız  değiliz. Oradaki dindar kardeşlerimiz bizim kardeşimiz. Biz oradaki dünya hükümetine, derin dünya hükümetine bağlı, Masonluğa bağlı gözü dönmüş, ateist Siyonistler var, kan dökücü zalimler var. Biz bunlara karşıyız. Oradaki dindar Musevilerle birleşelim, dindar Hıristiyanlarla birleşelim, oradaki hükümeti alaşağı indirelim aşağı. Yani, seçimle de olur bu, protesto gösterileri de olur bu. Ama asıl tabi seçimle olur.

MUHABİR: Beni şu ana kadar en çok heyecanlandıran da Türk İslam Birliği’nin yakın bir zamanda zuhur edeceğini söylemeniz. Ben buna çok heyecanlandım.

ADNAN OKTAR: Protesto da çok önemlidir. Onların güçsüz olduğunu göstertir o protesto. Ama tabii legal protestolar olması lazım.

MUHABİR: Evet efendim. Bildiğiniz gibi Türkiye’de son 20-25 yıldır hatta 30 yıldır bir PKK terörü var.

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Bu terörü ne yaptıysak durduramadık, şehitler verdik, insanlar öldü. Türkiye ekonomisi bu konuda gerçekten çok zor durumlara düştü. Teröre harcadığı paralar dolayısıyla. Bu PKK terörünün Ergenekon’la bir bağlantısı var mıdır? Ergenekon’la PKK terörünün bir ilişkisi var mıdır? Bu konuda ne öngörürsünüz, ne düşünürsünüz?

ADNAN OKTAR: Ergenekon terör örgütü çok eski bir yapılanmadır. 150-160 yıllık hatta 170 yıllık bir yapılanmadır. Lamarck’ın dönemine taa rast gelir. Yani, ilk Darwinist düşüncelerin ortaya atıldığı döneme rast gelir; II.Mahmut dönemine rast gelir. O devirde biliyorsunuz birçok Müslüman haksız yere, suçsuz yere öldürüldü sessiz sedasız. Ve bunu o zamanki Derin Devlet yapıyordu ve kimsede bir şey diyemiyordu ve bu çalkantılarla Osmanlı’yı sonunda yıktılar biliyorsunuz. Abdülhamit’i tahttan indirdiler, İttihat Terakki tamamen Ergenekoncuların kontrolündeydi, aşağı yukarı, yani büyük bir çoğunluğu. Ve günümüze kadar bir çok insanımızı öldürerek o, devirden kalma o geleneği sürdürdüler. Yani, o bir gelenektir adam öldürmek Ergenekonda. Ergenekon Masonlukla bağlantılı bir örgüttür, yani Masonluğun kurduğu bir örgüttür.  Ergenekon’un kurduğu örgütte PKK’dır, PKK terör örgütüdür. PKK terör örgütü Ergenekonsuz yapamaz, Ergenekon’da PKK’sız yapamaz.

MUHABİR: Bu gerçekten çok önemli bir şey, yani PKK’yla Ergenekon terör örgütünün bir bağlantısının olduğunu söylüyorsunuz. O zaman şu anda Ergenekon terör örgütü Hükümetin hikayeden bir icraatidir. Yoksa böyle bir şey yok yoktur, onlar aklanacak sözü, o zaman havada kalıyor. Gerçekten hükümette yada şu anda ki savcılar, hakimler doğru yolda diyebilir miyiz?

ADNAN OKTAR: Ergenekon terör örgütünün şu andaki şımarıklığının nedeni henüz Ergenekon’un hukuk kanadına, yargı kanadına bir operasyon yapılmadı. Ve burada bunların müthiş bir yapılanması var, yani bu yılların yapılanması. Çok yıllar içerisinde çok güçlü bir yapılanma meydana getirdiler. Bunun üzerine gidilmesi gerekiyor. Tabii bu riskli bir operasyondur fakat en önemli operasyon budur. Bu operasyonun yapılması için milletimizin canı gönülden hükümete, mahkemelere, savcılıklara, polise çok destek olması gerekir. Ellerindeki her türlü bilgiyi, duydukları her türlü bilgiyi aktarmaları gerekir; ki hem yargının eli güçlensin hem savcıların hem karakolların, polisin eli güçlensin, mesele budur. Bu operasyon yapıldığında müthiş bir ferahlık  olacaktır.

MUHABİR: Ergenekon terör örgütünün bu yargılamasından bir neticeye varılabilir  mi?

ADNAN OKTAR: Eğer bu dediğim operasyon yapılırsa neticeye varılır. Yani, bu operasyon çok önemli. Yani, yargı kanadında ki, hukuk kanadında ki operasyon çok önemli. Eğer bu yapılamazsa bu tehlikeli olabilir. Hiç ummadığımız şeyler olabilir.

MUHABİR: Evet. Efendim biraz önce Türk İslam Birliği’nden bahsederken, benim aklıma Türk İslam Birliğinin tam orta yerinde de Ermenistan var.

ADNAN OKTAR: Evet.

MUHABİR: Ermenistan’da bizim komşumuz. Ve hala Türkiye’de Ermeni vatandaşlarımız var. Biz onlarla şu anda hiç bir sorun yaşamadan yaşayıp gidiyoruz. Ama tarihte olmuş, aslının  gerçekten tarihçilerin yanıtlayabileceği bazılarından bahsediliyor, zikrediliyor. Ve bu konuda da bir grup aydınımız Ermenistan’dan bir özür kampanyası adı altında bir kampanya başlattılar. Siz bunu doğru buluyor musunuz?

ADNAN OKTAR: Özür dilenecek hiçbir şey yok, yani ne bizim onlardan özür dileyeceğimiz bir konu var, ne onların bizden, karşılıklı özür dilenecek bir konu yok. Böyle şeyleri böyle sürüncemeye sokmak, karmaşık hale getirmek bu şeytanın oyunu. Ermeniler adı üstünde Millet-i Sadıka’dır ve yüzyıllarca beraber yaşadığımız canımız ciğerimiz kardeşlerimiz. Bize canı gönülden severek, aşkla, muhabbetle hizmet etmişlerdir. Birçok Ermeni paşamız oldu bizim, bilim adamlarımız oldu, sanatçılarımız oldu, onlar bizim kardeşlerimiz. Birçok insanımızın da zaten soyu Ermenilerden geliyor. Hali hazırda çok fazla Ermeni kardeşimiz gelip burada çalışıyorlar.

MUHABİR: Kesinlikle.

ADNAN OKTAR: Onlar bizim canımız. Ve karşılıklı bizim bir öfkemiz yok, Müslümanlarda mühim bir özellik vardır; affedicidir, şefkatlidir Müslümanlar. Ne onların bizden ne bizim onlardan özür dileyeceğimiz bir konu olmadığı için tek istenen  şey, sınırımızın açılmasıdır. Ermenistan’la bizim sınırımızı açsınlar biz kardeşlerimizle kucaklaşalım, işimize gücümüze bakalım biz.

MUHABİR: Sanki Türkiye’de de Ermenistan’da olduğu gibi, Türkiye’de de bu Ermeni-Türk ilişkisinin diyalogu’nun sağlanmamasını isteyenler var. Sanki, bu diyalogun sağlanırsa bazılarının bir şeyler kaybedeceğiymiş gibi bir izlenim var. İşte, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün Ermenistan’ı ziyareti, Ermenistan Cumhurbaşkanının yakında Türkiye’yi ziyaretiyle yumuşayan bir bahar havasına bürünen o havayı sanki, işte böyle şeylerle bozmak isteyenler varmış gibi bir izlenim.

ADNAN OKTAR: Masonluk, böyle bir konudan çok rahatsız oldu, kanlarına dokundu daha Türkçesi. Masonluk, hem Faşist hem de Komünist kafadadır, ruhtadır. Kan dökülmesinden, mücadeleden ve kaos tabir ediyor onlar, ondan bir şeyler umarlar. Kaosun mükemmellik yaratacağına inanıyor onlar. Kendi inançlarına göre kaos, İslam’da kaos yoktur, fakat onların inancında kaos düşüncesi vardır. Yani, kargaşa ve kan dökülmesinden güzellik çıkar, mükemmellik çıkar inancında oluyorlar. Onun için bizi birbirimize düşürmeye kalktılar. Ve bütün bu oyunlar, Ermenilerle bizim milletimiz arasındaki gösterilen o suni anlaşmazlık görüntüleri tamamen bir oyundur ve Masonların ince ince organizesi sonucunda oluşuyor bunlar. Bunların hiçbirine aldanmamak lazım, hiç biriyle muhatap olmamak lazım, kaale de almamak lazım. Biz doğru yolumuza devam edelim. Ben, Allah’a çok şükür bu konuyu gündeme getirdikten sonra; biz bu konuyu iyice ele aldıktan sonra hükümetinde çok candan bir atağı oldu, çok güzel oldu. Ama hükümete bu konuda destek gerekir, buna devam edilmesi gerekiyor. Çok da güzel gidiyor, hiç tereddüt etmemek lazım. Bir de sorunu sıfır saymak çok önemlidir, bu çok kızdırır Masonları. Yok diyeceksiniz, biz Ermenileri seviyoruz, kardeşiz biz ve hiçbir anlaşmazlığımız da yok. Mesela, onlar ne güzel bir jest yaptılar. Onların biliyorsunuz bir soykırım anıtları var. Yani, intikam anıtı gibi bir şey. Cumhurbaşkanımız oraya gidince, onlar ışığını söndürdüler o anıtın. Bu ne demektir? Biz bunun lüzumsuz olduğunu biliyoruz; ışığı sönmüş bir şey yok demektir. Yani, biz  bunu kaldıracağız demektir.

MUHABİR: Evet.

ADNAN OKTAR: O anıtı yaptıranlarda oyunun içinde olan insanlar. Yani, o kini devam ettirmek için yapıyorlar onu. Bakın, gene de feraset ve basiretle o mazlum millet, o temiz millet bunu görmüş ki, oranın ışığını söndürmüşler, nezaketi ve güzelliği orada da uygulamışlar. Biz sınırlarımızı açtığımızda, onlar buldozerle orayı  yerle bir eder, öyle bir konuda olmaz. Bu konuyu bir daha kimsede gündeme de getirmez.

MUHABİR: Bu imza kampanyası, bu bahar havasına sizce zarar mı verir?

ADNAN OKTAR: Tabi. Bu çok garip çok şüpheli, kuşkulu bir tavır bu. Ve tamamen gereksiz neyin özrünü diliyorsun, ne varda neyin özrünü diliyorsun?

MUHABİR: Tarihte olmuş, orada kalmış.

ADNAN OKTAR: Görmediğin, bilmediğin olaylar. O devirde dedenin dedesi bile görmemiş olabilir  artık değil mi?.  Yani, ne alakası var. inşaAllah.

MUHABİR: Hocam bir de şey var, bu tarihe değinmişken, şimdi sanki biz 1923’den sonra, bu dünyaya zuhur ettik geldik Türk olarak. Ondan öncemiz yok, yani Osmanlı’yı komple bir red var Türkiye’de, bazı kesimlerde. Halbuki Osmanlı 600 yıl dünyaya hükmetmiş ve medeniyet götürmüş gittiği yerler. Çünkü, Osmanlı’nın çekildiği topraklara bakıyoruz; işte, Balkanlar karıştı, insanlar birbirini öldürdü, soykırıma kadar varacak olaylar oldu. İşte Ortadoğu, Osmanlı çekildikten sonra orada hala kan durmuyor devam ediyor. Dolayısıyla bu Osmanlı’yı reddedişi neye bağlıyorsunuz, niçin insanlar Osmanlı’yı reddetme seçimlerini kullandı?

ADNAN OKTAR: İşte bu, gizli dünya devletinin bir marifetidir Osmanlı’yı yıkmak. Çünkü bütün dinleri ortadan kaldırma düşüncesi olduğu için Osmanlı zaten dinin  muhafızı bir yapı içerisindeydi biliyorsunuz. İslam’ın sancaktarı olan bir yapı vardı. Onu kaldırınca İslam’a saldırmak daha kolaylaştı ve Müslümanları ezmek daha kolaylaştı. Osmanlı gidince, böl parçala yut politikası gündeme girdi. Osmanlı döneminde sıkı mı böyle bir olay olsun. Yani, bir meydan okuma olsun, Filistin’de ciddi bir kıyım olsun o şekilde. Yani, tahayyül dahi edemezlerdi, tahayyül, değil yapmak tahayyül dahi edemezlerdi. Ama Türk İslam Birliği’nde de aynı şey olur; ne PKK böyle bir pervasızlık yapabilir ne de Filistin’de öyle bir kan akıtabilirler. Bakın söylüyorum, normalde tahayyül dahi edemezler ama es kaza yapsalar bile en fazla 24 saat sürer bu olayın düzelmesi, en fazla 24 saat sürer. PKK sorunu da en abartılı 48 saattir, en normal makulu 24 saattir. Derhal biter. Çünkü, Türk İslam Birliğini oluşturacak yapı, milyarın üzerinde bir ordu demektir. Akıl almaz bir askeri güç, akıl almaz bir toplum gücü, akıl almaz bir sosyal güç olmuş oluyor. Ve bir sevgi gücü ve muhabbet gücü olmuş oluyor, akıl ve mantık gücü olmuş oluyor. Bunun karşısında hiçbir güç duramaz.

MUHABİR: Kesinlikle.

ADNAN OKTAR: Tabi. Bizim Güneydoğu’daki halkımız çok mübarek çok muhterem insanlar, çok da dindardır Güneydoğu halkı. Bizim bütün milletimiz gibi çok dindardır. Böyle, ciğerlidirler yani halk tabiriyle. Çok sevecen insanlardır. Başlarına bela oldu onlar, onların amacı PKK’nın amacı; onların dindarlığını ortadan kaldırmak. Halk çekindi, şimdi camiye gidemiyor. Mesela, oruç tutmaktan çekiniyorlar, Allah demekten çekiniyorlar. Dini kitap okuyamıyor, çünkü PKK her yerde. Her an ihbar edebilirler, işte bunlar  Müslüman diyebilirler, şirin gibi gözüküyorlar Müslümanlara ama onlara karşı çok acımasız ve mimleyen bir tavırları var.

MUBAHİR: Evet katılıyorum size. Fakat ben o bölgede yaşayan Kürt vatandaşlarımızı, Türkiye’nin vatandaşlığını kabul etmiş, bu ülkenin kanunlarına riayet eden, vergisini veren Kürt vatandaşlarımız var, PKK ile bağlantısı olmayan. Fakat bunlar da bir taraftan devlet kıskacı bir taraftan PKK kıskacı arasında. Yani o bölgede yaşamayı kafamdan geçiriyorum da, hakikaten zor bir yaşam orada. Yani, devlete sığındığınız da PKK başınıza biniyor, PKK’ya sığındığınızda devlet başınıza biniyor. İki arada bir deredesiniz, gerçekten çok zor bir durum. Yani, filmler yapıldı bu konularda, seyrediliyor, bakıyoruz, görüyoruz. Anlatılanlar var, oradan gelen insanlar var. Benim, messenger’la tanıştığım oradan aşağı yukarı 50’nin üzerinde o bölgeden insanlar  var. Konuşuyorum hepsiyle ayrı ayrı. Çok samimi olarak  konuşuyorum, yani, onların da durumu zor. Bunu nasıl ayıracağız, oradaki bu ayrışımı nasıl yapacağız, devlet peki nasıl bir politika izlemeli orada?

ADNAN OKTAR: Bakın, Türk İslam Birliği’nin dışında hiçbir çözümü yoktur. Yani, böyle bir gücün dışında İslam Alemi’nin tamamı ezilir söyleyeyim. Ve yok oluncaya kadarda bu devam eder, Allah esirgesin. Bu, Allah’ın bizden istediğidir. Müslümanlar birlik olacaklar, inananlar birlik olacaklar ve Türkler bu birliğin lideri olmaya hak kazanmış, bu konuda tecrübesi olan, vasıflı, yüksek ahlaklı bir millettir. Bu göreve, bizim milletimiz talip ama bunu hırs haline ve kararlılık haline getirmek lazım. Daha hala ben bu yazıları göremiyorum, bu pankartları göremiyorum, daha bu sözü duyamıyorum. Gürül gürül inlesin, “TÜRK İSLAM BİRLİĞİ KURULSUN” şeklinde yer gök inlesin. Her yer bu pankartlarla dold

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

10/2/2009 - MASON ZULMÜ

Adnan Oktar Kitapları   Adnan Oktar Kitapları   Adnan Oktar Kitapları


1-İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddaların asılsız olduğuna kanaat getirmiş ve beraat kararı vermiştir.
2-İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Sayın Adnan Oktar'a çete iddiasından beraat kararı vermiştir.
3-(a)- Sayın Adnan Oktar'a yapılan Kokain Komplosunda Uygulanan Psikolojik Savaş Yöntemleri
 (b)- Sayın Adnan Oktar'a karşı düzenlenen kokain komplosunda ortada henüz hiçbir "kokain bulgusu" yok iken, Sabah Gazetesi manşetten verdiği haberle bir kokain senaryosu yayınlamıştır.
 (c)- Sayın Adnan Oktar kokain komplosunu, Kaçkar TV'ye verdiği röportajda nasıl anlatmıştır.
 (d)- Kokain komplosu boyunca basın yoluyla uygulanan psikolojik savaş yöntemleri
4-"Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirilecek" Propagandası
5-"Adnan Oktar Zorla Adliyeye Getirildi" Yalanı
6-Hürriyet Gazetesinin "Adnan Hoca Şimdi Yandı" haberi
7-Başarı, zafer ve galibiyet her zaman inananların olmuştur. Bundan sonra da (Allah'ın izniyle) bu şekilde olacaktır.
8-Evrensel Gazetesinin Sayın Adnan Oktar'a Temennisi: "Adnan Hoca Keşke Yansa"
9-Yargıtay ve Kamuoyunu Etkilemek için Meydana Getirilmiş Dram Sahnesi
10-Ebru Şimşek'in iddiaları hakkında 1996 yılında verilen ilk Takipsizlik kararı
11-Ebru Şimşek'in gizli kamera görüntülerini 2. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti resmi bilirkişi eşliğinde seyretmiş ve Şimşek'in iddalarının doğru olmadığına kanaat getirmiştir.
12-(a)- Asılsız İddia 1: Suç Aleti olarak sayılan gizli kameraların her evde ve işyerinde bulunabilecek güvenlik kameraları olması.
 (b)- Asılsız iddia 2: Suç aleti olarak tanımlanan cihazların, ışık ayar düğmesi, disket sürücü, uydu anteni parçaları gibi sıradan elektronik aletler olması.
 (c)- Asılsız İddia 3: Şantaj kaseti ve fotoğrafı olduğu iddia edilen şeylerin, her evde bulunan ticari film kasetleri, dergiler ve müzik cd'leri olması.
13-Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasından olan çocuklarının basında verdiği cevaplar.
14-Asılsız iddialarda bulunan ailelere, BAV camiasının ailelerinin verdiği cevaplar.
15-Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan psikolojik savaşı konu eden basın organları
16-1999 yılında Silivri'deki çiftliğin Sayın Adnan Oktar'a ait olduğu öne sürülmüş, fakat çiftliğin Sayın Oktar'a ait olmadığı kamuoyundan saklanmıştır.
17-Psikolojik Savaş Taktiği: TOPLUMDA İNFİAL YARATACAĞI DÜŞÜNÜLEN HER SUÇU İSNAT ETME.
18-(a)- Sayın Adnan Oktar'ın haksız yere tutuklanıp 9 ay cezaevine, sonra 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'ne konulması
 (b)- Sayın Adnan Oktar akıl hastanesinde en azılı akıl hastalarıyla beraber tutulmuştur.
 (c)- Sayın Adnan Oktar'a Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen "sağlam" raporu
19-BAV Davası dosyasındaki emniyet ifadeleri, ağır işkence altında, okutulmadan, zorla imzalatılmış sahte tutanaklardır.
20-1999 yılında, dönemin İçişleri Bakanı, PKK ve ideolojisi için en büyük tehlike olan Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için "PKK'dan daha tehlikeli" ifadesini kullanmıştır.
21-Sayın Adnan Oktar hakkında haksız yere getirilen yurtdışına çıkma yasağı.
22-Sayın Adnan Oktar'ın emniyetteki ifadelerinin geçersizliğini açıkladığı mektuplar basında yer almamıştır.
23-Adnan Oktar ve BAV mensupları, kenileri hakkında atılan iftiralardan doğan yasal haklarını kullandıklarında Ebru Şimşek'i ve onu destekleyen çevreleri yıldırmaya çalıştıklarına dair haksız yorumlar yapılmıştır.
24-(a)- BAV'a yönelik suçlamalara "küçük kız çocukları"yla ilgili hayali bir senaryoya daha yer verilmiştir.
 (b)- Pınar Tezcan'ın, gazete haberlerini yalanlayan İstanbul 1 No'lu DGM'ye yazdığı dilekçesi
 (c)- Nefise Karatay'ın BAV mensupları aleyhinde çıkan haberleri yalanlayan dilekçesi
 (d)- Seçkin Piriler'in İstanbul 1 No'lu DGM'ye gönderdiği Sayın Adnan Oktar'dan şikayetçi olmadığına dair dilekçesi
25-Yüzlerce kişiyi faili meçhul siyasi cinayetlerle öldürten komünist lider Lenin için psikolojik savaş çok önemliydi.
26-Sayın Adnan Oktar'ın karşılaştığı zorluklar ve hapis onun gittikçe daha olgunlaşmasını, daha çok sevilmesini ve saygı duyulmasını sağladı.
27-1999 senesinde Sayın Adnan Oktar ve birkaç BAV üyesinin, emniyette baskı altında verdikleri ifadeleri videoya alınmıştır.
28-Sayın Adnan Oktar ve Bilim Araştırma Vakfı mensupları yıllardan beri Komünist Derin Devlet'in hedefi olmuşlardır.
29-Haksız Kazanç iftirası devletin resmi raporları ile çürütülmüştür.
30-1999 yılında gerçekleştirilen baskında, BAV camiası mensuplarının ailelerinden zor ve baskı ile Sayın Adnan Oktar'dan ve BAV'dan şikayetçi olduklarına dair kağıt imzalattırılması
31-Gazeteci İsmet Berkan'ın 1999'da gerçekleştirilen polis operasyonunun bir psikolojik savaş olduğuna dair açıklaması
32-Bediüzzaman Said Nursi de Psikolojik Savaş yöntemleriyle engellenmek istenmişti
33-Eserlerinde Kuran'ı ve Ehli sünneti rehber edinen Sayın Adnan Oktar'a "dini yanlış yorumlama" iftirası atılmıştır. "Dini Yanlış Yorumlama" iftirasına karşı en güzel cevabı dava dosyasına sunulan birçok kıymetli profesöre ait bilirkişi mütalaaları vermiştir.
34-Hz. Musa'ya karşı uygulanan psikolojik savaş yöntemleri
 Sayın Adnan Oktar'a karşı kullanılan psikolojik savaş yöntemleriyle ilgili film
35-BAV davasında davet ve ilanla şikayetçi aranmıştır
36-Fatih Altaylı'nın BAV aleyhinde kamuoyunu kışkırtma girişimleri
37-Hitler'in psikolojik savaş birimi elemanlarından Dr. J. Göbbels psikolojik savaş yöntemlerini kullanmıştır.
38-Hitler, Lenin ve Stalin psikolojik savaş konusuna çok önem vermişlerdir.
39-Bir zamanlar Dr. Sefa Saygılı da psikolojik savaş elemanlarının oyununa gelmişti.
40-Sayın Adnan Oktar Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nden tahliye olurken de psikolojik savaş uygulanmıştı.
41-Hiç ilgisi olmayan konularda bile Sayın Adnan Oktar'a suç atfedilmeye çalışılmıştır.
42-Bakırköy Akıl Hastanesi'nin Sayın Adnan Oktar'ın kaldığı döneme ait tüm arşivleri yok edilmiştir.
43-BAV davasında hiçbir mağduriyeti olmadığını söyleyen kişiler defalarca "mağdur sıfatıyla" ifade vermeye çağrılmıştır.
44-BAV mensuplarının Mehmet Ağar ve Celal Adan'a şantaj yaptığı iddiası bu kişilerin Devlet Güvenlik Mahkemelerinde verdikleri ifadelerle yalanlanmıştır
45-Sayın Adnan Oktar ve BAV mensupları kendilerine karşı üretilen asılsız iddialardan takipsizlik, kovuşturmaya gerek olmadığı veya beraat kararları ile aklanmıştır.

www.AdnanOktarkulliyati.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

30/1/2009 - YAZAR ADNAN OKTAR'A KARŞI YÜRÜTÜLEN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEML

Adnan Oktar

Bilim Araştırma Vakfı ve Sayın Adnan Oktar’a karşı yıllardır kesintisiz devam eden bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Belirli bir çevre tarafından yürütülen bu savaş, Sayın Adnan Oktar’ın materyalizm ve Darwinizm’e karşı mücadelesini hazmedememekten, gerçek ve doğruları ortaya çıkarmasını kabullenememekten kaynaklanan aciz bir yöntemdir. Sahte fikirleri insanlara psikolojik yöntemlerle inandırmaya çalışmak, gerçekleri ise aynı şekilde insanlardan gizlemeye çalışmak, doğru, dürüst ve samimi bir yaklaşımın değil, sahte ve taraflı bir yaklaşımın göstergesidir. Nitekim, onlarca yıl boyunca Sayın Adnan Oktar’a ve BAV camiasına karşı yürütülen karalama kampanyaları da bu psikolojik savaşın en önemli örneklerindendir.

Bu psikolojik savaşı yürüten çevrelerin etkisi ve yönlendirilmesi ile Sayın Adnan Oktar’a karşı şimdiye kadar bir çok komplo kurulmuş, bir çok iftira atılmış ve pek çok karalama kampanyası başlatılmıştır. Bu çevreler Sayın Adnan Oktar hakkında verilen herhangi bir mahkeme kararını büyük puntolarla ve olumsuz ifadelerle manşetlere taşıtmış, ancak Sayın Adnan Oktar’ın, hakkındaki onca komploya rağmen bütün bu iddialardan mahkemeler yoluyla beraat alarak aklanması ile ilgili haberleri kamuoyundan gizlemişlerdir. İnsanlar, bu art niyetli yöntemin etkisi ile uzun bir zaman boyunca Sayın Oktar’a karşı yöneltilen suçlamalar nedeniyle açılan mahkemelerin sürmekte olduğunu zannetmişlerdir. Söz konusu suçlamaların birer iftira olduğu delillerle kanıtlandığı ve Sayın Adnan Oktar’ın tüm bunlardan aklanarak beraat ettiği gerçeği toplumdan uzun zaman gizlenmeye çalışılmıştır. Çünkü bu tür bir psikolojik savaşta kullanılan ana yöntemlerden biri, insanlara yalnızca söz konusu suçlamaların yer aldığı mahkeme haberlerinin bilgisinin verilmesi, bu suçlamaların geçersizliğine dair herhangi bir bilginin ise insanlara duyurulmamasıdır.

Bu psikolojik savaşı sürdüren kesim, Sayın Adnan Oktar hakkında 1986 yılında itibaren uygulanan tüm komploların da destekçisi konumundadır. 

Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse;

Sayın Adnan Oktar, kendisine karşı 1986 yılında yürütülen komplo neticesinde 10 ay akıl hastanesinde, 9 ay cezaevinde olmak üzere 19 ay tutuklu kalmıştır. Sayın Adnan Oktar’ın büyük yankılar uyandıran Yahudilik ve Masonluk adlı eserini yazıp yayınladığı döneme denk gelen bu komplo, Sayın Oktar’ın materyalizm ve ateizme karşı yürüttüğü fikri çalışmaları engellemek amacını taşıyordu. Çeşitli basın organlarının mesnetsiz haberleri ve iftiraları sonucunda cezaevine ve oradan da akıl hastanesine konan Sayın Adnan Oktar’a kitabın yayınlanmasına son vermemesi halinde bu baskıların devam edeceği tehdidi geldi. Kendisinin orada gördüğü baskı yalnızca güçlü fikri mücadelesini durdurması için yapılmış bir caydırma metoduydu. Ancak bu yöntem tam anlamıyla başarısız olmuştur. Sayın Oktar, savcılığın "ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını" belirtmesiyle beraat etmiş ve mahkemece serbest bırakılmıştır.

Bu başarısız komplonun ardından gelen 1991 tarihli kokain komplosu ise, Darwinist ve masonik çevrelerin karşı mücadelede her türlü haksız yönteme başvurabileceklerinin en önemli kanıtlarından biridir. Bu dönemde Sayın Oktar, masonluk tarihi ve dünya masonluğunun örgütlenmesiyle ilgili son derece önemli bir kitap çalışması yapıyordu. Sayın Oktar'ın annesiyle birlikte yaşadığı Ortaköy'deki evine gelerek arama yapan polisler, yaklaşık iki bin kitaptan oluşan kütüphanede, ellerini attıkları 3. kitabın içinde bir paket kokain buldular. Bunun üzerine tutuklanan Sayın Oktar, 72 saat boyunca gözaltında tutuldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde 72 saat sonunda kokain testi için Adli Tıp Kurumu'na gönderildi ve bunun ardından Adnan Oktar'ın kanında kokainin bir yan ürününün çok yüksek miktarlarda bulunduğu açıklandı. Ancak daha sonra ortaya konulan delillerin tümü, bu iftiranın sadece bir komplo olduğunu kanıtladı. yaklaşık 20 polis memurunun eve operasyon düzenlemesinden hemen önce Sayın Oktar’ın annesinin, komşusu ve apartmanın kapıcısı ile birlikte bütün evi temizlediği ortaya çıkmış ve bu kişiler olaydan sonra "Adnan Oktar'ın kütüphanesini hep beraber detaylıca temizledik, orada böyle bir paket yoktu" diye noter tasdikli bir ifade vermişlerdir. Ayrıca Adnan Oktar'ın kanında çıkan kokain yan maddesi konusu da, bilimsel ve adli delillerle çürütülmüştür. Adnan Oktar emniyette 72 saat kalmış, tahlil bundan sonra yapılmıştır. Elde edilen bulgular ise, böylesine yüksek bir dozun 72 saat önce alınmış olması durumunda ölümcül olacağını, dolayısıyla kokainin 72 saatten çok daha kısa bir süre önce, yani gözaltında bulunduğu sırada alındığını gösteriyordu.Yani kokain, Adnan Oktar'a gözaltındayken, yemeğine karıştırılmak suretiyle verilmişti.

Bu durum, çok sayıda yerli ve yabancı kurumun yanısıra Türk Adli Tıp Kurumu’nun da kokainin gözaltında yemeğine karıştırılmak suretiyle verildiğini teyid etmesi ile kanıtlanmış ve Adnan Oktar mahkemede beraat ederek aklanmıştır. Fakat bu beraat, bir kısım medyada Sayın Oktar’ın tutuklanması haberi gibi yer almamış, hiçbir şekilde manşet yapılmamış adeta gizlenmeye çalışılmıştır. 

Aynı çevreler 1999 yılında Sayın Adnan Oktar’ı çeşitli baskıcı yöntemlerle tekrar engelleme girişiminde bulundular. Sayın Adnan Oktar’ın Global Masonluk isimli kitabını yayınlamak üzere olduğu dönemde gerçekleştirilen bir operasyon sonucunda Sayın Adnan Oktar ve bazı Bilim Araştırma Vakfı mensupları gözaltına alındılar. Yapılan operasyondan güç alan bir kısım medya, psikolojik savaş yöntemlerini bu dönemde oldukça artırmışlardır. Operasyon sırasında hiçbir suç unsuruna rastlanmamış olmasına rağmen, çeşitli müzik kasetleri, dvd oynatıcılar, disket sürücüler çeşitli yayın organlarında sözde “şantaj aletleri” olarak gösterilmiştir.. Emniyette baskı altında alınmış olan yalan ifadeler, günlerce aynı odaklar tarafından gündem yapılmış, bu odakların kontrolünde olan yazılı ve görüntülü basın kanalları tarafından manşetlere taşınmıştır. Aylarca devam eden bu karalama kampanyası sırasında Sayın Oktar ve BAV mensupları hakkında akıl almaz iftiralar öne sürülmüş, hiçbir delil olmamasına rağmen Sayın Oktar ve BAV mensupları mesnetsiz iddialarla suçlanmışlardır. Söz konusu yayın organları, iddiaların kanıtlanmasına ihtiyaç duymamış, öne sürülen suçlamaların tümünü bir gerçekmiş gibi halkımıza yansıtmış ve açıkça yalan haber yapmışlardır. Bu çirkin provokasyonun bir sonucu olarak da Sayın Adnan Oktar, hiçbir geçerli hukuki delil öne sürülmeksizin 9 ay cezaevinde tutulmuştur.

Bu psikolojik savaş sırasında insanları en fazla etkileyecek konular özellikle seçilmiş, ahlaki dejenarasyon suçlamaları ortaya atılmış ve hiçbir delile başvurulmadan akla gelebilecek her türlü karalama yöntemi kullanılmıştır. İşin ilginç yanı ise, Sayın Adnan Oktar’ın, 12 Kasım 1999 tarihinde yaşanan baskın sonrasında gündeme gelen suçlamaların tümünden, mahkeme aşamasında elde edilen deilllerle aklanmış olmasına rağmen, bu sonucun aynı basın organlarında hiçbir şekilde gündeme getirilmemiş olmasıdır. Bu durum, söz konusu savaşın ardında karanlık bir yapılanmanın varlığını göstermektedir. Eğer söz konusu yayın organları samimi, dürüst ve tarafsız olsalardı, mahkeme aşamasında elde edilen adli sonuçları da aynı şekilde manşetten vermeleri gerekirdi. Fakat buna gerek duymamışlar, taraflı ve kasıtlı psikolojik savaşın bir yöntemi olarak yalnızca karalayıp yok etme yöntemine başvurmuşlardır.

Sayın Adnan Oktar’a karşı söz konusu psikolojik savaşın delilleri bunlarla sınırlı değildir. Örneğin 1999 polis operasyonu sırasında dönemin İçişleri Bakanı, Sayın Adnan Oktar ve fikirleri için “PKK’dan daha tehlikeli” ifadesini kullanmıştır. İnsanlara güzel ahlakı anlatan, Kuran’ı öğreten, iman hakikatlerini, Allah’ın yaratışındaki güzellikleri tüm dünyaya hatırlatan ve insanları Darwinizm ve komünizm tehlikesinden korumayı amaçlayan böyle üstün ahlaklı bir insanın PKK’dan daha tehlikeli olarak nitelendirilmesi açıkça Sayın Oktar’a karşı girişilen savaşın boyutlarını göstermektedir. PKK, komünist fikirleri yaymaya çalışan, dini inançları yok etme amacıyla hareket eden, masum insanları vahşice öldürmekten çekinmeyen, vatanımızı bölme niyetiyle ortaya çıkan bir terör örgütüdür. Yaşamını Allah rızasını kazanmaya adamış, komünizm ve terör ve bölücülüğün en büyük düşmanı olan Sayın Adnan Oktar ise, söz konusu psikolojik savaşın gereği olarak bu katil örgütten çok daha tehlikeli olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu, akla ve vicdana tamamen aykırı bir uygulamadır.

Aynı psikolojik savaş yöntemi başka şekillerde de kullanılmıştır. Örneğin Sayın Adnan Oktar hakkında, BAV ile ilgili son olarak devam eden davada bir sonraki celseye iştirak etmesi için ihzar kararı çıkarılması yine bazı basın organlarında manşetten duyrulmuştur. Fakat Sayın Oktar’ın kendisi adliyeye gidip ifade vermiş ve söz konusu karar bozulmuştur. Bu haberin de aynı şekilde söz konusu basın organlarında  duyurulması gerekirken böyle birşey gerçekleşmemiştir. Çünkü bu psikolojik savaşın bir gereğidir ve sözkonusu odakların böyle bir haber yaptırması, kullandıkları savaş yöntemlerine uygun düşmemektedir. Bu çevrelerin yöntemi "çamur at, izi kalsın" mantığına dayanmaktadır. Oysaki ihzar kararı hergün yüzlerce mahkemede bir insanın mahkemeye gelmesi için alınan son derece olağan bir karardır. Ancak Sayın Adnan Oktar hakkında olduğu gibi böyle bir konuda hiçkimse hakkında sür manşetten haber yapılmamaktadır. Tüm bunlar güçlü bir fikre karşı yapılan psikolojik savaşın yöntemlerindendir. Sayın Adnan Oktar’a karşı uygulanan psikolojik savaşın gereği olarak uygulanan bir çok örnek mevcuttur bunlardan bir diğeri de söz konusu yayın organlarından bir tanesinin, Bilim Araştırma Vakfı aleyhine açılan davanın zamanaşımına uğraması kararının Yargıtay tarafından bozulması karşısında “Adnan Hoca Şimdi Yandı!” başlığını kullanmış olmasıdır. Sol çizgideki bir başka yayın organının Darwinist olduğu bilinen bir köşe yazarı ise “Adnan Hoca keşke yansa!” başlığıyla bu savaşa destek sağlamaya çalışmıştır. Dikkat edilirse, ortada Sayın Adnan Oktar’ın aleyhinde bir delil yoktur. Polis operasyonunun yapıldığı ve mahkemelerin başladığı zamandan bu yana tam 9 senedir aleyhte kullanılabilecek tek bir delil ortaya çıkmamıştır. Suçlamaların tümünün geçersizliği anlaşılmış ve Sayın Oktar her birinden beraat etmiştir. Fakat buna rağmen bir takım odaklar, akıl almaz ifadelerle düşmanlıklarını açıkça belirtmekte ve bu savaşı aleni şekilde sürdürmekten çekinmemektedirler.

Aynı şekilde Ebru Şimşek tarafından Sayın Adnan Oktar’a ve BAV camiasına yönelik olarak atılmış olan iftiralar da bu savaşa destek için kullanılmıştır. Bir kısım basın, aynı savaşın bir gereği olarak bu iftiraları kullanmış, bunları manşetten gündeme getirmiştir. Nitekim Ebru Şimşek’in attığı iftiraların tam anlamıyla birer yalandan ibaret olduğu mahkemece ispat edilmiş ve Sayın Adnan Oktar konuyla ilgili iddialardan aklanmıştır. Ebru Şimşek’in açıkça mahkeme önünde yalan söylediği kesin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Elbette bu sonuçlar da psikolojik savaşın kalesi olan yayın organlarında hiçbir şekilde dile getirilmemiştir. Ebru Şimşek’in yalana dayalı suçlamaları manşetten son derece taraflı yorumlarla verilirken, tüm bunların yalan olduğuna dair mahkeme kayıtları her nedense insanlardan itina ile gizlenmektedir.

Sayın Adnan Oktar’a karşı yürütülen söz konusu psikolojik savaş çeşitli köşe yazarlarının da kuşkusuz dikkatinden kaçmamış, 1999 yılı operasyonu sırasında gerçekleştirilen haksız saldırının bir psikolojik savaş olduğunu Radikal gazetesinin yazarı İsmet Berkan bile itiraf etmiştir. Sayın Adnan Oktar’a karşı yöneltilen bu savaş ile ilgili olarak Berkan, “Bu savaşta soruşturmanın gizliliği ilkesine yer yok”, ifadeleriye yürütülen psikolojik savaş yöntemini açıkça dile getirmiştir.

Özetle, 1986 yılından beri Sayın Adnan Oktar’a karşı devam eden psikolojik savaş, görüldüğü kadarıyla Sayın Oktar’ın materyalizme, ateizme ve Darwinizm’e karşı mücadelesi devam ettikçe sürecek gibi görünmektedir. Çünkü materyalist, komünist, Marksist çevreler, şimdiye dek kendi ideolojilerine karşı böylesine büyük ve kararlı bir  fikri mücadele görmemişlerdir. Sayın Adnan Oktar’ın bu konudaki gücünü, aklını ve çalışmalarını hayranlık dolu bir korku ile izlemekte ve Allah yolunda gösterilen bu çabanın sonuca ulaşmakta olduğunu fark etmektedirler. Adeta bir panik yaşamakta, Darwinizm’e ve materyalizme karşı elde edilen bu üstün başarıyı engelleyebilmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Ancak bu çevrelerin bilmedikleri bir gerçek vardır: Onlar, bu sahte yöntemlerle ne kadar vakit harcarlarsa harcasınlar, psikolojik engellemelere ne kadar başvururlarsa başvursunlar, mutlak galip gelecek olanlar, Allah’ın izniyle, Allah’ın taraftarlarıdır. İşte bu nedenle batıl yöntemlerle gerçekleştirilen bir mücadele, geçmişte ne kadar etkili görünürse görünsün mutlaka başarısız olacaktır. Allah’a güvenip dayanan Sayın Adnan Oktar, yıllar boyunca kendisine yöneltilmiş olan bu savaştan hiçbir şekilde materyalistlerin bekledikleri şekilde etkilenmemiş, bu saldırılar karşısında hep daha da güçlenmiştir. Bunun farkında olan bir kısım odakların korku ve endişeleri daha da artmakta, yenilgiden kaynaklanan çaresizlik ve acizlik üsluplarından hissedilmektedir.

www.yazarAdnanOktar.com
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/1/2009 - ADNAN OKTAR'IN ISLAM ONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık



Sayın Adnan Oktar’la röportajı gerçekleştiren İdris Tawfiq (İngiliz), Vatikan’da 5 sene Roman Katolik rahiplik yapmış daha sonra Müslümanlığı seçmiştir. Üniversitelerde “dinler” ile ilgili dersler veren, İngiltere ve Mısır’da birçok gazete ve dergide yazı yazan Tawfiq, aynı zamanda Mısırdaki “Egyptian Mail” (Mısır’ın en eski İngilizce gazetesi) ve Al Azhar Üniversitesinin gazetesi olan Sawt Al -Azhar’a da yazılar yazmaktadır. Tawfiq’in yeni Müslüman olan kişiler için kaleme aldığı kitapları da bulunmaktadır. İdris Tawfiq gerçekleştirdiği röportajda Sayın Adnan Oktar’a; fikri mücadelesi uğruna karşılaştığı zorluklar, devam eden yargı süreci, yaratılış gerçeği ve Darwinizm, Hz. Mehdi’nin geliş alametleri, laikliliğin önemi, Türkiye’de gençlerin imana yönelişindeki gelişmeler, Türk İslam Birliği konusunda son gelişmeler ve İslam’ın geleceği ile ilgili sorular yöneltti.

www.AdnanOktarkitaplari.com

www.AdnanOktar-books.com

www.AdnanOktaretkileri.com

www.AdnanOktareserleri.com

www.yazarAdnanOktar.com

www.Adnan-Oktar-kulliyati.com

www.AdnanOktarinvesileolduklari.com

www.AdnanOktarhayati.com

www.AdnanOktarsiteleri.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/1/2009 - ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008



Sayın Adnan Oktar’ın Kanal Malatya ve beraberinde 17 ayrı kanalda yayınlanan canlı röportajından öne çıkan başlıklar:
“Kitaplardan eğer ücret alırsak, Allah ahirette bize sorabilir; elçiler ve İslam’a hizmet eden bütün kardeşlerimiz bu düstura uymuşlardır, ücretsiz yapılması önemlidir tebliğin.”
“Masonlar bana çok şiddetli tavır aldılar, çok şiddetli reaksiyon gösterdiler ama Elhamdülillah üstümüze nur, bereket yağdı; çünkü üzerine gelinmesi Müslümanın maneviyatını derinleştirir.”
“Ergenekon terör örgütünün yargı ayağına operasyon yapılmazsa, bu başarı gölgelenebilir; yargı ayağı çok risklidir, operasyon yapılması hayatidir.”
“Bana dokuz defa suikast girişiminde bulunuldu; böylece antidarwinist faaliyet olmayacaktı onların inançlarına göre; halbuki benim bütün arkadaşlarım Harun Yahya, benim bütün arkadaşlarım Adnan Oktar zaten; yani benim ölmemle, hapsedilmemle faaliyetin durması diye bir konu olmaz.”
“PKK, dindar Kürt halkını ortadan kaldırmak için kurulmuş bir cinayet örgütüdür.”
“İnançlı kitle her zaman imtihana tabi olur, fakat bunlar güzel, tatlı imtihanlardır; ben de imtihana tabi oldum, Müslümanlar zorluklardan geçerler, Kuran ayetidir: her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”
“Ekonomik kriz, bizim milletimize zenginlik getirecek.”
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/1/2009 - ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2


Sayın Oktar’ın Türkiye’deki cemaatler ve siyasi partilerle ilgili görüşleri nelerdir? Cemevleri ibadethane olarak kabul edilebilir mi? Türk İslam Birliği’nin yapısı nasıl olacak? Ermenistan -Türkiye ilişkileri konusunda ne düşünüyor? Ekonomik krize karşı alınması gereken önlemler neler? Türkiye’de hangi konularda kampanya düzenlenmesi faydalı olur? Filistin konusunda çözüm nedir? Türk İslam Birliği konusunda, İslam ülkeleri ile görüşmeleri oldu mu? Birlik konusunda, hükümete önerilerini sundular mı? Manevi değerlerin önemi nedir? Atatürk yaşasaydı bugün neler farklı olurdu? Sayın Oktar, eserlerinde Atatürk’ü nasıl anlatıyor? İstanbul’da beklenen büyük deprem konusunda ne düşünüyor? Belediyeler ne tür yatırımlara önem vermeli? PKK sorunu, etnik ayrımcılık gibi sorunlara nasıl bir çözüm düşünüyor? Mehdi göreve başladı mı? Alevilerin Türk İslam Birliği’nin kuruluşunda katkıları olacak mı?
Sayın Adnan Oktar, Ekin Tv’de canlı olarak yayınlanan röportajında tüm bu soruları yanıtladı, ayrıca Türk halkına ve İstanbullulara güzel müjdeler verdi.

www.AdnanOktarkitaplari.com

www.AdnanOktar-books.com

www.AdnanOktaretkileri.com

www.AdnanOktareserleri.com

www.yazarAdnanOktar.com

www.Adnan-Oktar-kulliyati.com

www.AdnanOktarinvesileolduklari.com

www.AdnanOktarhayati.com

www.AdnanOktarsiteleri.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/1/2009 - ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3


Sayın Adnan Oktar Mavi Karadeniz Tv’de canlı olarak yayınlanan bu röportajında;
Sünni ve Şii inancına göre Hz. Mehdi’nin zuhurunun ve Hz. İsa’nın inişinin kesin olduğunu; Türk İslam Birliği kurulmuş olsaydı Filistin’deki zulmün bugün asla yaşanmayacağını, Birlik kurulduğunda, hiç kimsenin tek bir Müslümana bile dokunamayacağını; masonluğun şeytandan talimat aldığını; Doğu’daki televizyon ve radyo kanallarında teröre karşı anti propaganda yapılması gerektiğini, bunun için devletin kendilerinin yollarını açması gerektiğini; darwinizmin safsata olduğunu anlamak için bilim adamı olmak gerekmediğini, ilkokul çocuklarının bile bunu rahatça anlayabileceğini; bugüne kadar Türk İslam Birliği’nin önündeki engelin darwinizm olduğunu; kendilerine karşı muhalefet etmekle geçimini sağlayan birtakım insanların olduğunu, amaçlarının, kendilerini meşgul ederek antidarwinist faaliyetlerini sekteye uğratmak olduğunu; kendisinin hayatının amaçlarından birinin, fakir ve ezilmiş insanların rahata kavuşmalarını sağlamak olduğunu; cemaatlerin Türkiye’de önemli bir denge unsuru olduklarını, Nur talebelerinin Türkiye için çok büyük bir nimet olduklarını; dışarıda madde olduğunu ama bizim ancak maddenin hayaliyle muhatap olduğumuzu anlattı ve önemli tespitlerde bulundu.

www.AdnanOktarkitaplari.com

www.AdnanOktar-books.com

www.AdnanOktaretkileri.com

www.AdnanOktareserleri.com

www.yazarAdnanOktar.com

www.Adnan-Oktar-kulliyati.com

www.AdnanOktarinvesileolduklari.com

www.AdnanOktarhayati.com

www.AdnanOktarsiteleri.com

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Dünya Yeni Bir Osmanlı'ya Muhtaç

Son Yazılar

GELECEĞİN YILDIZI TÜRKİYE
ŞEYH NAZIM KIBRISİ İLE ADNAN OKTAR'IN 1987 YILINDA BİR SOHB
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI -
SAYIN ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Oca
MASON ZULMÜ
YAZAR ADNAN OKTAR'A KARŞI YÜRÜTÜLEN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEML
ADNAN OKTAR'IN ISLAM ONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık
ADNAN OKTAR'IN FARS HABER AJANSI RÖPORTAJI (28 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2
TÜRK İS­LAM BİR­Lİ­Ğİ’Nİ TÜM MİL­LE­Tİ­MİZ İS­TE­SİN
Mirasımıza Sahip Çıkmak
Türk-İslam Birliği Neden Gereklidir?
Dünyanın Müslüman Türkü Tanıdığı An: Malazgirt Zaferi
BATILI SİYASET OTORİTELERİNİN ORTAK GÖRÜŞÜ: TÜRKİYE LİDER ÜLKE
Yazar Adnan Oktar'ın Hayatı ve İslam Yolunda Şerefli Mücadel
CAHİLİYE AHLAKININ BİR ÖZELLİĞİ: SÖYLENEN SÖZLERİN ÇOĞU DOĞRU DE
GERÇEK SEVGİ: ALLAH RIZASI İÇİN SEVMEK
İman Etmeyenlerin Hayatını Kabusa Çeviren Duygu Korku!..
MÜMİN OLMANIN RAHMETİ
Yazar Adnan Oktar Eserlerinin Dünyadaki Etkileri
YAZAR ADNAN OKTAR'IN DEV KÜLLİYATI - 2

Kategoriler

Arkadaşlarım